Suriye'nin Kuzeyinde Neler Oluyor?

Londra'da Arapça yayımlanan günlük Şark'ül Evsat (Ortadoğu) gazetesi, ismini açıklamadığı üst düzey bir Batılı yetkiliyi kaynak göstererek, ABD’nin önümüzdeki günlerde Kuzey Suriye ile alakalı yeni bir hamleye girişeceğine dair bir haber yaptı.

Habere göre ABD, “Suriye Demokratik Kuvvetler” adını verdikleri PYD/YPG/PKK ve türevlerine tahsis ettikleri bölgeye “diplomatik tanınmışlık” sağlamak adına “somut” adımlar atmaya ve bu doğrultuda uluslararası örgütler üzerinde etkisini arttırmaya başladı.

Yani, aşağıdaki haritada sarı ile gösterilen, neredeyse Lübnan'ın üç katı büyüklüğündeki bir bölgenin statüsü için uluslararası meşrûiyet ve rıza üretip,  PYD/YPG/PKK ve türevlerine “ülke" yapılmasının temelleri "resmen" atılmak üzere…

 1060573420.jpg

 

Suriye’nin kuzeyindeki YPG/PKK kapasitesine verilen askerî ve istihbarî desteklerden sonra, uluslararası boyutta siyasi ve diplomatik destek verilmeye başlanacak olması, Türkiye'ye karşı açılmış yeni bir cephedir.

28.000 kilometrekarelik bölgeden bahsediyoruz, dedik ya Lübnan’ın üç katı büyüklüğünde… Zaten PYD’nin Avrupa’daki lobileri “Lübnan'ın 3 katı büyüklüğünde bir  bir bölgenin  kontrolünü elinde bulunduran  bir gücü  görmezden gelemezsiniz” kampanyasını başlattılar bile…

CENTCOM, artık bölgede siyasi ve diplomatik hamleler safhasına geçildi diye YPG/PKK’ya askeri ve istihbarî desteğini rölantiye almış değil... Bilakis düzenli ordular formatına sokup, ağır silah ve modern teçhizatlarla kuşattığı bu terör kapasitesini, alt birimlere ayırarak daha “kâideli" bir ordu hâline getirmeye çabalıyor.

Bu istikamette, ABD önderliğindeki koalisyon “Kuzey Suriye Ordusu” adını verdikleri bu ordunun içerisinden ve sivil milislerden karma yapılarak sadece "sınır güvenlik” görevi ile sorumlu yeni bir birim ortaya çıkardı. Türkiye’ye karşı oluşturulan bu yeni birimi de teknik teçhizatlarla donattı.

&

Ortadoğu, ürettiği tehlikeler açısından küresel bir bataklık haline getirilmiştir. Maalesef bu riskli coğrafya artık bizim sınırlarımıza kadar genişlemiştir! Bu coğrafyayı domine eden ABD’nin küresel askerî komuta sisteminin önemli bir parçası olan CENTCOM, kapımıza dayanmıştır!

CENTCOM ABD’nin kirli eli, karanlık yüzüdür!

Irak ve Suriye’de Türkiye sınırına ordu dizen, askeri üsler inşa eden, geniş kitleleri besleyip idame ettirebilecek alt yapı kuran, buğdayından sebzesine, enerjisinden eğitimine dek kitlevi ihtiyaçları cevaplayacak kapasite geliştiren CENTCOM’dur.

On binlerce PKK’lıyı yarı-düzenli ordu formatlı eğiten, teknik donanımını arttıran, ağır silah teçhizatla donatan, Türkiye içerisindeki ayrılıkçı Kürt networklarıyla etkileşimini sağlayan, G.Doğu’da ileriye dönük tasarladıkları “şehir savaşları” için “rezerv alanlar” oluşturan güç CENTCOM’dur.  

Daha önceki yazılarımızda Rusya/Putin’in bize dayattığı “Suriye’de Siyasi Çözüm Süreci”nin PKK/YPG’ye federatif statü başta olmak üzere, önemli fırsatlar kazandıracağını yazmış ve bu gelişmeyi "tuzak" olarak nitelemiştik… İşte, bu süreçle paralel yürütülüyor intibaını uyandıracak yeni bir hamle de ABD’den geldi!

ABD, Suriye'de neredeyse Lübnan'ın 3 katı büyüklüğünde bir bölgeye ve bu bölgenin kontrolünü elinde bulunduran PKK/YPG ve türevlerine, uluslararası arenada “diplomatik tanıma” sağlamak için harekete geçmiş durumda.

Bu demek oluyor ki, CENTCOM'un sevk ve idare ettiği “4 Parça Kürdistan” projesinin bir parçası olarak Kuzey Suriye’de tasarlanan “Kürt Koridoru” mimarisinde yeni bir aşamaya geçildi.

Bu son gelişme, Türkiye'nin egemenlik haklarına ve üniter devlet yapısına yönelik ağır bir tehdittir.

Şu anda Türkiye’nin önünde iki yol vardır: ilki, Türkiye’nin bekâ parametrelerini yerle bir edici mevziide bulunan CENTCOM’la dişe diş-göze göz bir mücadeleye girişip bu hasmı önce sınırdan uzaklaştırmak, bilâhare Ortadoğu’dan çıkartmaktır…

İkincisi ise, iktidar sahiplerinin “şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit etme” noktasına getirilmesi ve akabinde CENTCOM-PKK birlikteliğinin Suriye’de siyasi çözümün bileşeni olduğunu kabul etmesidir. Gerekçesi ne olursa olsun bu ikinci yol tam bir teslimiyettir!

Eğer bu duruma düşülürse -Allah korusun- bu teslimiyetinde en açık alâmeti; “Çözüm Süreci”nin kaldırıldığı buzdolabından çıkartılması ve ABD-CENTCOM aracılığında PKK ile müzakerelerin tekrar başlatılması olacaktır!

Bu saatten sonra bu olur mu diyenlere cevabım şudur: Mevcut siyasi iktidar ve bürokratik kapasitesi içerisinde; Rusya-İran-Esad ekseninin de Türkiye’nin beklentilerini karşılayamayacağını düşünen, CENTCOM /PKK/YPG işbirliğine karşı mücadelenin bedellerini ödemeyi göze alamayan, bu tehditten çıkış yolunu PKK ile müzakerede gören “politik” öneri ve kapasite hâlâ etkindir!

Üstüne üstlük, 2019’da Başkanını seçecek olan müstakbel “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve bu sistemle birlikte 104 ve 123. maddeleri değiştirilmiş bir anayasa, bu olumsuz sürece gayet müsaittir!

Bakalım ülkemizi yönetenler hangi yolu seçecek?

0
0
0
s2smodern