Suriye’de “Siyasi Çözüm Süreci” Tuzağı!

Türkiye şu anda iki büyük tehlike ile yüz yüzedir:

İlki, Ortadoğu’da devlet altı örgütlenmelerle işbirliğine girerek “Kürt Koridoru Mimarisini” sevk ve idare eden, yeri geldiğinde ABD devlet yönetim ve diplomatik prensiplerini bile ihlal edebilecek bir yapıya sahip olan, EUCOM (ABD'nin Avrupa’daki askeri operasyonlarını yürütmekten sorumlu komutanlık.) ve NATO’dan bağımsız şekilde Türkiye ile etkileşime girebilen, Suud ve İsrail için örtülü yedek-ordu teşkil ettiren, içeride FETÖ geriletilip tasfiye edildikçe Türkiye’ye dönüklüğünü ve agresifliğini daha da arttıran CENTCOM.

İkincisi, zorunlu ve yeni müttefikimiz Rusya/Putin’in, ABD-CENTCOM’un ve dahî taşeronları YPG/PYD’nin Suriye’den çıkışı hakkındaki talep ve ısrarlarına rağmen, Türkiye’yi “siyasi çözüm müzakerelerinin” başlatılmasını kabul etmesi yönünde (başta S-400’lerin teslimatı olmak üzere, başka kozları da ileri sürerek) iknaya çalışmasıdır.

Malumunuz CENTCOM’un varlığı ve ürettiği tehlikelerle alakalı belki en fazla yazanlardan biriyim… Hatta CENTCOM’un ve Suud’un Türkiye’nin en cari iki düşmanı olduğuna dair müstakil analizlerimizde oldu:

CENTCOM’un Irak-Suriye’de Türkiye sınırına TSK’ya hasmane biçimde konuşlandığını ve rezerv alanlar oluşturduğunu, PKK ile hacimli-kararlı askerî işbirliğini, PKK’yı yarı-düzenli ordu formatta eğitip donattığını, bu konuda sırasıyla CIA, ABD Dışişleri, Kongre ve Beyaz Saray somut-maddi desteklerini temin ettiğini özellikle vurguladık…

Demografik hamlelerle geniş Kürt kitlelerin politik cihetten mobilize edilme ve güvenli bölgelere transfer edildiğini, güney sınırımızdaki vatandaşlarımızla etkileşim halinde oldukları, en önemlisi ileride sınırda halk savaşı başlatma konusunda somut hazırlıkları olduğu noktasında naçizane ikazlarda bulunduk.

Çözüm Süreci adı verilen “MİT-Öcalan Müzakere Süreci”nin örtü işlevi gördüğü 3,5 yıllık dönemi saymıyorum; CENTCOM’un Irak-Suriye’de ki saha aktivitesi, Türkiye’de Hükümet/iktidar bakımından geç algılandı. Siyasi iktidar ancak 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası aldığı format ve değiştirmek zorunda kaldığı eksen nedeniyle ama gecikmiş bir şekilde, CENTCOM’a tepki koydu. Oysa siyasi iktidar CENTCOM’a gerekli sert ve kararlı tepkimeyi, ülkenin egemenlik haklarının ağır hasar aldığı Çözüm Süreci yıllarında yani en başında vermeliydi!

Neyse…

Gelinen aşamada Türkiye’de siyasi iktidar, Suriye’de siyasi çözüme geçiş hususunda "pozisyonunu netleştirmek" bakımından ağır baskı altındadır. Bu ağır baskının iki nedeni vardır: ilki gerek içerideki ciddi ve kötü işleyen/işletilen siyasi, ekonomik ve kurumsal durumlar, ikincisi Rusya’nın artan dominant tavırları ve YPG/PYD/PKK konusunda kuşkulu ilişkilerinin fazlaca gözlenmeye başlamasıdır.

Bu durum Türkiye’yi son fasılda Suriye’de pasif ve ötelemeci bir tutumun içinde sokmuştur. Son Erdoğan-Putin buluşması sonrası, Sayın Erdoğan’ın buluşma öncesi verdiği beyanların tam tersi açıklamalarda bulunması bu vaziyet tespitimizi doğrulamaktadır.

Bu sebeplerden ötürü:

1 ) Türkiye ötelemeci politikalardan vazgeçerek daha net olmalıdır. Siyasi iktidar, CENTCOM karşıtı hasmane tutumunu eskisinden daha kararlı bir şekilde yeniden güncelleyerek, tıpkı İran/Hamaney gibi pozisyonunu netleştirmek ve sertleştirmek durumundadır.

2 ) Putin’in bize dayattığı “Suriye’de Siyasi Çözüm Süreci”ne geçiş büyük bir tuzaktır! Bu şartlar altında Suriye’de siyasi çözüme geçiş demek, PKK/YPG’ye CENTCOM korumasında “federatif profilde siyasi bileşen olma statüsü” için kapı aralamak demektir.

Benzer hâl Irak’ta Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi tecrübesinde sabittir. Barzani’nin yol açtıkları ortadadır. Benzer problemi Suriye’de de yaşamak istemiyorsak ve bölgesel denklemi değiştirmek istiyorsak bu tabloyu kesinlikle reddedilmeliyiz.

Unutmayalım: Suriye’de en düşük profilde dahi olsa “Kürt” ve “mezhep” odaklı federatif çözüm, bölgeyi pimi çekilmiş bombayla baş-başa bırakmaktır.

3 ) Türkiye’nin yanına aldığı İran ve Irak’la, önce Suriye’den bilahare 2008 SOFA anlaşmasına dayanarak bulunduğu Irak’tan çıkartmak için yapması gereken tek bir hamle vardır: CENTCOM’un Suriye’yi terk etmek zorunda kalacağı güne kadar, Putin’in Suriye’de siyasi çözüm müzakerelerine geçme çağrısını BOYKOT etmek!

Misal, "Afrin TSK’ya geçmeden siyasi süreci reddediyorum" diyerek Rusya’nın diktelerine karşı hamle koymalı, bölgedeki CENTCOM ve YPG/PYD/PKK varlığını her şart ve durumda reddetmelidir.

Hülasa

Türkiye; ekonomik, politik ve genel-kamuoyu yapısıyla üstüne üstlük henüz FETÖ belasını tam kovamadan Demokles’in Kılıcı gibi tepemizde sallanan CENTCOM satırını daha fazla üstünde sallandırtamaz!

Maksat onca tehdit ve tehlike algısının ortasında Türkiye masaya oturtmaktır! Masa başı deyip geçmeyin!

Bırakın Osmanlı devletinin çöküş yıllarındaki benzer tecrübeleri… Çözüm kisvesiyle, sahte barış süreçleriyle veya “bir koyup üç almak” vaatleriyle masaya oturunca neler olduğunu; bilhassa 2009’dan sonra siyaset kurumunun, istihbarî ve askerî kurumlarımızın masa başı müzakere performanslarının egemenlik haklarımıza verdiği ağır hasarları unutmadık!  

 

0
0
0
s2sdefault