"Dostum" Demenin Bedeli!

Neydi Sayın Erdoğan'ın gerçekleştirdiği ABD ziyareti öyle..?

New York'ta ABD Başkanı Donald Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sonrası yapılan görüşmelerde "dostum" hitapları ve karşılıklı komplimanlar havada uçuştu. Bununla da yetinilse çok iyiydi; ABD politbürosu girdisi çıktısı, oturdusu kalktısıyla toplam 50 dakika süren bir görüşmenin sonunda bize 11 milyar dolarlık yolcu uçağı alımını kitledi!

Nedense bu anlaşma bize Amerika'nın, Katar'ı teröristlere yardım ettiğini ilan etmesinden iki hafta sonra Katar'ın 12 milyar dolarlık Amerikan savaş uçağı alımını ve bunun sonrasında Amerika'nın diğer Arap ülkeleri ve Katar arasındaki husumeti sonlandırılması çağrısı yapmasını hatırlattı!

Çok mu lazımdı bu 11 milyar dolarlık uçak alımı?

Hadi THY muadilleri ile yarışmak için filosunu daima genç ve konforlu tutmak için bu uçakları almalıydı diyelim; bu alımı en üst düzeyde siyasi bir zirvenin konusu ve sonucu yapmak zorunda mıydık? Önümüzdeki zaman dilimi içinde THY yetkilileri ve Boeing firması bu alımı sadece “ticaret” faslı içinde siyasete ve algı yönetimlerine meze yapmadan çok rahat gerçekleştiremez miydi?

Fazla değil, ABD ziyaretinin hemen öncesinde, bu ülkenin savunma bakanı ABD’nin parasıyla bile Türkiye’ye silah ve yedek parça alımına mani olduğunu beyan etmedi mi?

Bu ABD, Ak Parti hükümetlerinin iç politik manevra alanı daraldığında ve işler ters gittiğinde tüm sorumluluğu üstüne atarak kendisini süt çıkmış ak kaşık mesabesinde göstermek için dilinden düşürmediği “üst akıl” değil mi?  

Bu ABD, üniter devlet yapımızı bölmek isteyen, ülkemizin Güneydoğusunda, Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde “rezerv alan stratejisi” uygulayan CENTCOM’u sevk ve idare eden ülke değil mi?

Bu ABD, CENTCOM’u ve PKK’sı ile birlikte “şu anda” Zaho ve Duhok arasındaki bölgeye kuvvet yığmaya, oradaki 19 ayrı noktadaki birliklerimizi kuşatmaya üstüne üstlük  daha aşağıda Musul ve Kerkük’e konuşlanmaya başlamadı mı?

Binlerce vatan evladının katili pkk ve türevlerini artık alenî bir şekilde uhdesine alarak “yan unsuru" haline getiren ve düzenli ordular formatına sokan hala binlerce tır silah yardımı yapan bu ülke değil mi?

Ülkemizdeki darbeler tasarlayan, yöneten ve finanse eden, darbeler üzerinden pazarlıklar yürüten, FETÖ’ye ev sahipliği yapan, Barzani’nin kurmak istediği ‘taşeron devlet'in İsrail ile birlikte en büyük hâmisi ve bânisi ülke ABD değil mi?

Böyle bir ülkenin liderine bu saatten sonra “dostum” diye hitap etmenin ve böyle bir zamanda haraç ödermiş gibi 11 milyar dolar bayılmanın ne anlamı vardı?

Gerçi Sayın Erdoğan’ın; “dostum…”  ve “kardeşim…” hitaplarına da ardından “sen kimsin ya?” çıkışlarına ve “U” dönüşlerine alıştık! Lakin tüm bu olan bitenleri “işte büyük resim işte dünya lideri” başlığı altında “jeopolitik hamle” olarak kamuoyuna çakmanın artık eskisi gibi bir karşılığı yok…

Biz ABD ve AB'ye bağımlıyız, bunlarla iş yapmak zorundayız” kafasında olanlara lafım: Fazla değil birkaç yıl önce, Rus uçağının düşürülmesi sonrası Rusya’nın Türkiye’ye tavrını hatırlayın… Bir sene turist yollamadı ülkemize, uçak seferlerini iptal etti… Şimdi denize düşen yılana sarılır misali “stratejik ortak” olduk Ruslarla ama hâlâ temkinliler hâlâ “almadan” vermiyor! Fazla yüz-göz olmadan mesafeyi koruyorlar! Rusya’nın ta o günlerde domatesimize koyduğu ambargo bile bugün S-400 pazarlıklarından sonraki diplomatik gündem konusu hâlâ...

Devlet adamlığı asaleti sadece süper bir devlet liderinin yanında bacak bacak üstüne atmaktan ve karşı taraftan alınan samimiyetsiz ve içi boş iltifatları “itibar” ve "güç"e convert edip kamuoyuna "jeopolitik başarı" olarak pompalamaktan ibaret midir?

Bu nasıl bir devlet yönetme anlayışıdır, bu nasıl dış politik vizyondur anlamıyorum… Hadi Pembe İncili Kaftan'da ki Muhsin Çelebi’nin onuru ve devlet adamlığı ayarında bir duruşu geçtik, bari onu hatırlatacak bir duruş sergilenemez miydi?

0
0
0
s2sdefault