Mesele Sadece "Müftü Nikâhı" Değil!

Bildiğiniz üzere, nüfus kanununda değişiklikle resmî nikâh kıyma yetkisi, belediye memuru ve muhtarlardan başka il-ilçe müftülerine de genişletilmek üzeredir. Kanun “tasarısı” TBMM gündemindedir.

Aslında bir nikâhın kıyılması için gerekli prosedürler yerine getirildikten sonra, nikâhın belediye memurunun kıymasıyla İl-ilçe müftülerinin kıyması arasında sıkıntı görmüyorum…

Çünkü il-ilçe müftülükleri TC idaresinin memurları olup yemin ederek göreve başlamış, bakan düzeyli kararnamelerle göreve getirilen yüksek-nitelikli personeldendir. Diyanet teşkilatı ayrıca, genel itibariyle, laik devlet prensip ve uygulamasının sağlam kurumlarındandır

Lakin gözüne fener tutulan tavşan misali, sadece tasarının il ve ilçe müftülerinin de evlendirme memurları arasına eklenmesi konusuna sabitlenen kamuoyu, “cambaza bak!” atraksiyonlarıyla da birlikte 37 maddelik tasarının diğer detayları ve ciddi “risk” alanlarını gözden kaçırdı…

Bu tasarının, "devlet" ve "egemenlik" parametrelerini tahrip edici boyutlarda olduğunu ve gözden kaçırıldığını düşündüğüm alanları şunlardır:

 1 ) Malumunuz, 16 yaşından küçüklerin evlilikler ve bu evlenmelerden doğan çocuklar, evlenenlerin ve buna rıza gösteren aileler tarafından cezai müeyyidelere uğramamak için “devlete” bildirilmiyor! Neticede bu evlilikler kayıt dışı ve illegal, doğan çocuklar ise “nesebi gayri sahih” (yasal olmayan bir birleşme sonunda doğan) statüsünde sayılıyorlar…

İşte bu yasa aslında; hacmi ve boyutları iyice artan ve toplumsal hasarların ötesine taşacak raddede tehlikeler üretmeye başlayan “nesebi gayri sahih” kapasitenin idari bir değişiklik hamlesiyle “nesebi sahihleştirme" projesidir…

Tasarıya göre; bundan böyle sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların (evde doğumlar gibi) nüfus müdürlüklerine doğum bildirimi, resmî belgeye dayanarak yapmak yerine sadece "sözlü beyanla" yapılabilecek. 

Ne yazık ki son yıllarda taciz, tecavüz ve çocuk istismarı gibi iğrenç cinsel suç vakaları en üst sınırlara erişmiştir. Bu tasarı, bu haliyle erken yaşta zorla evliliklerin ve diğer bazı cinsel suçlarla alakalı meşruiyet üretebilir... Çünkü bu vakaların çoğu genelde doğum nedeniyle gidilen hastanelerde kimlik çıkarma zorundalığında ortaya çıkmaktaydı!

Şimdi bu sorunlu madde ile sözlü beyanın aslı astarını araştırmak mülki idare amirinin emriyle yapılacak araştırmanın insafına bırakıldı. Lakin bu istikamette doğabilecek gevşeklik ve istismar alanlarıyla alakalı müeyyideler tasarıda yok.

2 ) Mevcut İl-ilçe sayısı/müftülük sayısı ve yılda kıyılan resmi ve gayri resmi nikah kapasitesinin aritmetiği ile bu tablonun doğurduğu iktisadi-sosyolojisi öne çıkartılacak olursa, müftülerin resmî nikâh kıyma yetkisini “alt kadrolarla” paylaşmasıyla alakalı bir düzenlemenin yapılacağını düşünüyorum…

Çünkü toplam il-ilçe sayısı dolayısıyla müftülüklerin sayısı ve yıllık nikah kıyma sayısı ile müftülerin günlük iş akışı dikkate alındığında, müftülerin bu işi bilhassa Doğu ve G.Doğu'da imamlara ve “mele” denilen kişilere devretme ihtimali çok yüksek!

Eğer İl-ilçe müftülerinin resmî nikâh kıyma yetkisi imam-vaizlere dek delege edilirse, ortaya siyasi ve toplumsal istikrarı ciddi risklere atacak bir tablo çıkar.

3 ) Daha öncede “PKK’lı Memurlar” başlıklı yazılarımızda önemle vurgulamıştım; şu anda Diyanet bünyesinde sayısı yaklaşık 6.000 civarında olan imam-vaiz ve yardımcı personel PKK’ya müzahir olup hâlâ görevde tutulmaktadır. Bu tablo bize Çözüm Süreci’nin attığı kazıkların en hafiflerindendir.

Maalesef iktidarın elinde KHK avantajı olmasına rağmen hâlâ bunlara dokunmamıştır! MGK gündemine girdiği medyada deşifre olan husustan anlaşılan, G. Doğudaki PKK’ya müzahir imam-vaizlerin mevcudiyeti tolere edilecektir!

Bundan başka Diyanet kadrolarına olağan devlet memuru alım usulleri “liyakat ve ehliyetin" etrafından dolanılarak dâhil edilmiş binlerce imam-vaiz mevcuttur!

Bunların çoğu MEB ile çatılan protokollerle çok sayıda okulda din-ahlak derslerine girmektedir. Yetmemiş, sınıf öğretmenlikleri de bazı yerde söz konusu imam-vaizlere tevdii edilmiştir. İlginç olan ise bu kapasitenin önemli bir kısmı “bankamatik memurudur”.

İşte, temel meşruiyet ve temel yönetim normları bakımından risk; resmî nikâh kıyma yetkisinin il-ilçe müftülük yetkisinin bu pozisyondaki alt kadrolara genişletilmesidir! Çünkü bu işin imamlara devredilemeyeceği ile alakalı hususlar tasarıda net olarak yok!

4 ) Kanun taslağında vahim diğer düzenleme, il-ilçe idare kurul kararlarıyla soyadlarının tashih edilebilmesi veya değiştirilebilmesidir. İdari kararla nüfus kaydı değişimi, kitlevî tehcire yol açabilecek potansiyelde olup; mevcut medeni hukuk (kişiler, aile, miras, vd.) düzenini alt üst etmekten başka problemlere de yol açacaktır.

Dinî-etnik-mezhebi sivil toplumcu fay hatları, soyadlarından sterilize edilmek ya da baskıya dönüştürülerek keskinleştirilmek istenebilecektir. PKK’ya yahut aykırı kürt hareketlerine muhalif ederek Türk ve İslam adlı ve soyadlıların bölgelerinde maruz kalacağı baskılar, gözetilmelidir.

Hülasa

İyimser olmak için zemin, zayıftır.

Devlet “ denen olgunun esaslı üç bileşeni vardır: ülke-coğrafya, nüfus ve egemenlik. “Kaideli" devletlerde bu alanlardaki değişiklikler “idare” eliyle değil “yargı” eliyle değiştirilir.

Bilhassa “nüfus” alanında istişareden ve ehliyetten mahrum "yaptım-oldu" tarzı değişimler devlet ve egemenlik parametrelerini tahrip eder.

0
0
0
s2sdefault