Dayan Filistin, Coca Cola İçmiyoruz!

İsrail’in Filistinli Müslümanlara zulmünü arttırdığı günlerde yürütülen, İsrail menşeli ürünler ve İsrail’i finanse ettikleri düşünülen markalara yönelik boykot kampanyaları yeniden başladı.

Açıkçası, her ne kadar dini güdü ve haklı politik gerekçelerle temellendirilse de, bu “ülke” ve “ürün” boykot etme işlerinin sonuçları itibariyle ciddi bir karşılığının olmadığını, vicdan rahatlatmaktan öte bir fonksiyon icra etmediğini düşünenlerdenim…

Çünkü “sahici” ve “etkili” boykot yapabilecek “tek” merciin “devlet” olduğunu düşünüyorum. Bu işler son kullanıcı olan vatandaşın çarşı-pazarda İsrail ürünlerini boykot etmesiyle değil, devletin uluslararası pazarda İsrail yapımı malların alınmasını, kendi ülkesindeki firmalara yasaklamasıyla olur.

Yani demem o ki, ülkemizi yönetenlerin “devlet” eliyle İsrail’le her türlü mali ilişkiye son vermekle işlerlik ve anlam kazanacak bir olaydır bu boykot hamlesi...

Lakin… Genelde Doğu ülkelerine, bilhassa bizim Batı ile Doğu arasında sıkışmış ve ekonomide dışa bağımlı ülkelerin yönetimlerine, “boykot”  gibi kolektif kararlılık ve omurgalı bir duruş gerektiren eylemler çok ağır gelir!

Buna rağmen boykotun tepkisel yanının ve sınırsız propaganda alanının içinde barındırdığı “fırsatların” peşine düşmekten de geri kalmazlar! Önce, “ucu kendine dokunmayacak” şekilde kamunun tüm enerji ve dikkatinin bu etkinliğe odaklatırlar, ardından bu tip etkinliklerin olumlu olan taraflarını daralan iç politik manevra alanının genişletilmesi işine tahvil ederler!

Bu ülkede bu konu bağlamında tartışılması gereken asıl husus; kendilerini yönetenlerin samimiyetsizlikleriyle defalarca yüzleşmelerine rağmen, “Müslümanların iktidarı zarar görmesin” anlayışı ile “irfanlarını” susturmayı tercih eden kesimlerin hâl-i pür melâlidir! Kendilerini yönetenlere “şikâyet” değil de  “sorumluluk makamında” olduklarını hatırlatacak bir duruş sergileyecekleri yerde muarızlarının yanlışlarıyla uğraşmayı yeğleyen anlayış sahipleridir!

Şimdi bu anlayışta olan ve “Coca Cola” ve “filan numaralı barkotlu ürünler İsrail’e aittir, satın almayalım” şeklindeki boykot kampanyalarıyla içli-dışlı olan ve İsrail’e ait ürünleri almayarak bir nebze olsun İsrail’e haddini bildirmek isteyen insanlara soruyorum:

Acaba şu anda İsrail ile Türkiye arasında sürdürülen; gıdadan tutun kimyasallara ve plastik ürünlere, elektronik ve tıbbı ekipmanlardan tutun iletişim ve bilişim teknolojilerine kadar son derece çeşitlilik arz eden bir milyarlarca dolarlık ticaret hacminden haberleri var mı?

Malumunuz Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin ihraç ettiği petrol Ceyhan’a, oradan da İsrail üzerinden sevke ediliyor dünyaya… Irak Merkezi Hükümeti'nin “tanımadığı” bir ülke olan “İsrail” üzerinden işleyen/işletilen bu trafik, başta "kayıt dışılık" olmak üzere birçok avantajları da ortaya çıkarıyor! İşte bu çarkın içerisinde “taşıma” ve “ortaklık” payıyla birlikte Türkiye‘de yer alıyor! Acaba bu boykotçu kesim böyle bu ticarî sirkülâsyondan haberli mi?

Bitmedi… 

Filan numaralı barkotlu ürünler İsrail’e aittir, satın almayalım” şeklindeki boykot kampanyaları düzenleyenler, İsrail orijinli Doğu Akdeniz mahsulü sıvılaştırılmış olan doğalgaz LPG’nin mevcut siyasi iktidara çok yakın iktisadi networklar tarafından taşındığını biliyorlar mı?

Off the record” kapsamına girdiği için teyidi zor olan lakin “şu'yûu vukûundan beter” hâle gelmiş olan Türkiye ile İsrail arasındaki askerî ve istihbarî ilişkilere ise hiç girmiyorum…

Anlayacağınız tipik bir “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” vakası ve hadsizliği yaşanıyor.

Bu hatırlatmaları ve bilgi setlerini bu ticari sirkülasyona karşı olduğum ve ülke ekonomisine olan katkısını önemsemediğim için vermedim. Amacım; sözüm ona İsrail’i boykot eden ve ekserisi mevcut siyasi iktidar mensubu ve muhibbi olan kitlelerin, Ak Parti Hükümetleri-İsrail ilişkileri hakkında vizyon oluşturan yukarıdaki bilgi setleri karşısındaki duyarsızlıklarını ve riyakarlıklarını ortaya koymak…

Şimdi... “Tarafımız belli olsun” niyetiyle bu boykota iştirak eden samimi vatandaşlarımızı istisna tutuyor; sürekli "ele verir talkını, kendi yutar salkımı" misali davranış üreten ve riyakârlıklarından rahatsız olduğum bu "konformist"* ve "partili" siyasal İslamcı kesimlere soruyorum:

1 ) Yıllardır Filistin davasını manipüle eden ve anti-emperyalist duruşunu neredeyse “anti-İsrail” noktasında sabitleyen mevcut siyasi iktidarın, niçin bu boykotları devlet eliyle yürütmediğini/yürütemediğini sorgulamıyorsunuz?

Bu istikamette siyasi iktidara yönelik bir kamuoyu baskısı oluşturmak aklınıza gelmiyor mu?

2 ) Niçin; dillerden düşürmediğiniz “İslam’a apaçık düşmanlık edenleri ‘gizli’ veya ’açık’  bir şekilde dost/müttefik edinmeyin” ilahi uyarısı ile siyasi iktidarın “tutarsız” İsrail politikaları yan yana getirildiğinde, anında “devletlerarası ilişkiler duygusallık kaldırmaz” argümanına sarılıyorsunuz?

Niçin her fırsatta karşı olduğunuzu ifade ettiğiniz küreselcilerin “karşılıklı bağımlılık” tezlerini ileri sürerek siyasi iktidar adına “meşrûiyet” ve “rızâ” üretiyorsunuz?

3 ) Filistin sorununa "sonuç odaklı" olmayacak şekilde yani “özde değil sözde” müdahale edenlerin; aslında Filistinlilerin mevcut mağduriyet ve acziyet alanını, bilerek veya bilmeyerek, daha da müzminleştirdiklerinin ne zaman farkına varacaksınız?

Gelelim fotoğrafın büyüğüne…

Bir Ortadoğu haritası açın bakın ve ülkelerin üzerine yalnızca baskın olan dinleri yazın, sonra kimler kimlerle savaşıyor bunları da yazın; ortaya yalnızca Müslümanların Müslümanlara saldırdığı bir coğrafya çıkacak!

Bir ABD/İsrail projesi olan ve Şeyh-Emir-Eşbaşkan taşeronlu BOP bağlamında devreye sokulan “Arap Baharı” ve “Suriye İç Savaşı”nda; dünyanın dört bir yanından bölgeye yığılan el-Kaide'sinden IŞİD’ine dek, muazzam silah donanımlı ve lojistik destekli sekter dinci örgütler niçin "Filistin için" yanı başlarındaki İsrail’in kapısına dayanmadılar?

Çevre coğrafyasında kıyametler koparken, İsrail nasıl oluyor da tarihinin en keyifli ve güvenli dönemini yaşıyor?

Hâlâ bu işlerin "din" ile ilişkili olduğunu düşünenler varsa, ne diyelim “akıl” herkese lazım!­

* “Konformist” kavramı sanıldığı gibi “konforuna ve rahatına düşkün” anlamına değil; "sorgulamadan itaat eden" , "boyun eğen" , "uyumlu olan" anlamlarına gelir.

0
0
0
s2sdefault